Nadasa Bırakmak İyi Bir Şey mi? Tarihin Toprakla Fısıldaştığı Bir Hikâye Geçmişi anlamaya ve bugünün karmaşasını çözümlemeye çalışan bir tarihçi olarak, toprakla insan arasındaki uzun soluklu ilişki hep ilgimi çekmiştir. Nadas denilen o sessiz dönem, aslında tarihin en kadim sabır derslerinden biridir. Toprağı dinlendirmek, yalnızca bir tarım tekniği değil, medeniyetlerin nasıl düşündüğünü, nasıl yaşadığını ve nasıl ayakta kaldığını gösteren bir tarihsel pratiktir. Ama gerçekten, nadasa bırakmak iyi bir şey mi? Bu sorunun yanıtı, hem tarihsel hem de toplumsal derinlikte saklıdır. Toprağın Dinlenmesi: Eski Uygarlıklarda Nadas Geleneği Tarih boyunca pek çok uygarlık, toprağın dinlenmeye ihtiyacı olduğunu fark etti. Mezopotamya’da, Sümerler bile…
8 YorumEtiket: de
Karakulak Soyu Tükendi mi? Sessizliğin Ardındaki Hikâye Bir Hikâyeyle Başlayalım… Kış güneşi dağların ardına çekilirken, küçük bir Anadolu köyünde sobanın başında toplanmış üç dost vardı. Elif, gözlerinde merhamet parlayan genç bir biyologdu. İnsanlarla olduğu kadar hayvanlarla da güçlü bağlar kurardı. Yanında oturan Mert ise planlı, analitik düşünen bir çevre mühendisi… Olaylara duygularla değil, çözüm yollarıyla yaklaşırdı. Ve üçüncüleri, yılların bilgeliğini taşıyan köyün yaşlısı İhsan dede, doğanın tanığı gibiydi. “Elif,” dedi Mert, haritaya bakarak, “Verilere göre bu bölgede son karakulak izi 2018’de görülmüş. Şu an popülasyon hakkında net bir bilgi yok.” Elif gözlerini uzak dağlara çevirdi, yüzünde hüzünlü bir ifade belirdi.…
10 Yorumİmam Hatip Karma Eğitim mi? Bir Sınıfın İçinden Doğan Hikâye Bazı sorular vardır, yanıtı yalnızca “evet” ya da “hayır” değildir; arkasında onlarca hayat, yüzlerce hikâye, binlerce duygu vardır. “İmam Hatip karma eğitim mi?” sorusu da tam olarak böyle bir sorudur. Cevabı sadece bir yönetmelikte değil, aynı sırayı paylaşan öğrencilerin kalplerinde, aynı hayali kuran gençlerin hikâyelerinde saklıdır. Bugün sizi, bu sorunun yanıtını bir ders kitabından değil, gerçek bir hikâyeden dinlemeye davet ediyorum. İki Farklı Yol, Tek Sıra: Mehmet ve Elif İmam Hatip lisesinin küçük ama sıcak dünyasında iki öğrenci vardı: Mehmet ve Elif. Mehmet, stratejik zekâsıyla her zaman çözüm odaklı düşünen,…
6 YorumGüz Ne Ekilir? Mevsimsel Döngüler Üzerinden İnsan Psikolojisine Bir Yolculuk Bir psikolog olarak, doğanın döngülerine baktığımda her zaman insan zihninin yansımalarını görürüm. Güz mevsimi geldiğinde, toprağın dinginliği, havadaki serinlik ve sararan yapraklar bana yalnızca bir iklim değişimini değil; insan ruhunun içsel dönüşümünü de hatırlatır. Bu yüzden bugün kendime şu soruyu sordum: “Güz ne ekilir?” Yalnızca tarlalara mı tohum düşer, yoksa kalbimize de mi bir şeyler ekilir bu mevsimde? Bu yazıda, bu soruyu bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji perspektiflerinden ele alarak, güz mevsiminin hem doğada hem de insanın iç dünyasında nasıl bir “ekim zamanı” olduğunu inceleyeceğiz. Bilişsel Psikoloji Perspektifi: Düşüncenin Yeniden…
6 YorumGüvenilirlik Nedir KPSS? Tarihten Günümüze Bilginin Tutarlılığına Dair Bir Yolculuk Bir Tarihçinin Gözünden: Güvenin Peşinde Bir Uygarlık Tarihçi gözüyle dünyaya baktığınızda, insanlığın bütün ilerleyişinin aslında bir kelimeye dayandığını fark edersiniz: Güven. Tarih boyunca insanlar kimi zaman yıldızlara, kimi zaman krallara, kimi zamansa sayılara güvendi. Bu güvenin yitimi de, yeniden inşası da her dönemin en büyük kırılma noktalarından biriydi. Bugün biz bu kavramı KPSS gibi ölçme ve değerlendirme sistemleriyle ilişkilendiriyoruz. Fakat bir tarihçi olarak biliyorum ki, güvenilirlik meselesi sadece bir sınavın teknik terimi değil, insanlık tarihinin süreklilik arayışının bir parçasıdır. Tarihsel Süreçte Güvenilirliğin Kökleri 17. yüzyılın Avrupa’sında ölçüm ve hesaplama kavramları…
12 YorumMDF’nin Ham Maddesi Nedir? Ahşabın Kahramanı ve Marangozların Sessiz Aşkı “Evde yeni dolap yaptıracağız” cümlesi, bir erkeğin beyninde stratejik planlama sinyallerini tetiklerken bir kadının zihninde dekorasyon fikirleri festivaline dönüşür. O sırada ikisi de “MDF mi olsun, suntalam mı?” tartışmasına girer ama kimse şunu sormaz: Yahu bu MDF dediğimiz şeyin ham maddesi ne? İşte bugün, bu sorunun cevabını bulmak için biraz güleceğiz, biraz şaşıracağız, belki de mobilya alışverişine bakış açımızı değiştireceğiz. MDF: Modern Dünyanın “Mobilya Dostu Formülü” Önce işin teknik kısmını eğlenceli şekilde açıklayalım. MDF, yani Medium Density Fiberboard (Orta Yoğunluklu Lif Levha), adından da anlaşılacağı üzere ahşap liflerinin sıkıştırılıp yapıştırılmasıyla…
10 YorumGardaş mı Kardeş mi? Dilin, Kimliğin ve Varlığın Felsefi Yansımaları Bir filozofun bakışıyla dilin sınırlarına eğildiğimizde, kelimelerin sadece seslerden ibaret olmadığını fark ederiz. Her kelime, bir varlık biçimidir; her ses, kültürel bir yankıdır. “Gardaş mı kardeş mi?” sorusu ilk bakışta basit bir dilbilgisi meselesi gibi görünür. Ancak bu sorunun ardında yatan şey, insanın kendini, kökenini ve ötekini nasıl tanımladığına dair derin bir felsefi çatışmadır. Çünkü dil, yalnızca iletişim değil, aynı zamanda varoluşun aynasıdır. Etik Perspektiften: Dilde Sadakat ve Kimliğe Saygı Etik, insanın hem kendisine hem de başkalarına karşı sorumluluğunun temelidir. Bu bağlamda, “Gardaş” ile “Kardeş” arasındaki fark sadece bir telaffuz…
10 YorumYidiş Hangi Dil? Kültürel Sermaye, Ekonomik Seçimler ve Kimliğin Piyasası Üzerine Bir Analiz Bir ekonomist olarak kaynakların sınırlılığına her baktığımda, yalnızca para ya da üretim araçları değil, dil gibi soyut kaynakların da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini düşünürüm. Çünkü her dil, bir toplumun entelektüel sermayesini, iletişim ağını ve tarihsel yatırımını temsil eder. Bu açıdan “Yidiş hangi dil?” sorusu, sadece bir dilbilim tartışması değil; kültürel ekonominin nasıl işlediğini anlamak için eşsiz bir fırsattır. Yidiş’in Kökeni: Tarihsel Sermayenin Birikimi Yidiş dili, 10. yüzyıldan itibaren Orta Avrupa’da yaşayan Aşkenaz Yahudiler arasında şekillenen bir iletişim aracıydı. Almanca temelli bir yapı üzerine İbranice, Aramice ve Slav…
8 YorumKampanya Neden Yapılır? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış Bir sabah kahvemi içerken sosyal medyada yeni bir kampanya gördüm. Kadınların sesini duyurmak, erkeklerin destek vermek için organize olduğu bir dayanışma hareketiydi. Düşündüm: Kampanya yapmak sadece bir şeyleri değiştirme çabası mı, yoksa hep birlikte “artık yeter” deme biçimimiz mi? Aslında kampanyalar, toplumsal farkındalığı artırmanın, empatiyi güçlendirmenin ve farklı sesleri ortak bir amaçta buluşturmanın en samimi yollarından biri. Kampanyalar: Değişimin Kolektif Gücü Kampanyalar bir ürün satmaktan ya da bir fikri yaymaktan çok daha fazlasıdır. Toplumsal bağlamda düşünüldüğünde, kampanyalar adalet arayışının, eşitlik talebinin ve çeşitliliğe saygının sesidir. Kadınların, LGBTQ+ bireylerin,…
10 YorumGöynür Ne Demek? Bir Kelimenin Derin Köklerine Yolculuk Bir Sözcüğün İzinde: Dilin Hafızasında Göynür Göynür kelimesi, Türkçenin tarihsel katmanlarında yer alan, duyguyu ve doğayı birleştiren eski bir sözcüktür. Günümüzde nadiren kullanılsa da Anadolu’nun birçok yöresinde hâlâ halk dilinde ve yer adlarında karşımıza çıkar. Bu kelimenin kökeni, Türk dilinin hem duygusal hem de kültürel hafızasına uzanır. Etimolojik açıdan bakıldığında, “göynür” fiili, “gönül” ve “yanmak” köklerinin birleşiminden türeyen eski bir kullanım olarak değerlendirilir. Eski Türkçedeki “köy” veya “köyün” kökü, sıcaklık ve yanma anlamına gelir. Bu bağlamda “göynür” kelimesi, “içten yanmak, kalpten sızlamak, gönlü yanmak” anlamlarını taşır. Yani hem fiziksel hem de duygusal…
12 Yorum