Çocuklar Hangi Psikoloğa Gider? Gelecekte Neler Değişir? Teknoloji hızla ilerliyor, dünya hızla değişiyor, peki ya çocuklarımız? 5-10 yıl sonra, çocuklar hangi psikoloğa gider? Bu soruyu sormak, yalnızca mevcut psikolojik hizmetlerin geleceğini tartışmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumsal yapının, iş dünyasının ve kişisel yaşamlarımızın nasıl şekilleneceğine dair önemli ipuçları veriyor. Bir genç yetişkin olarak, teknolojiye olan ilgimle birlikte gelecekteki olasılıkları düşünmek, beni hem heyecanlandırıyor hem de kaygılandırıyor. Kendi hayatımda, teknolojinin hayatımıza entegre olma şekliyle birlikte psikolojinin nasıl değişebileceğini sorguluyorum. Gelecekte Çocukların Psikolojik İhtiyaçları Değişir Mi? Gelecekte, çocukların psikolojik destek ihtiyaçları büyük olasılıkla bugünkünden çok farklı olacak. Teknolojik gelişmeler, çocukların yaşadıkları dünyayı şekillendirirken,…
8 YorumEtiket: de
Kulağın Özelliği Nedir? Hayatın Bize Verdikleri ve Biraz da Eğlence Kulağımız… O kadar sık görüp de üzerinde hiç düşünmediğimiz bir organ. Ama bir düşünün, her gün onca sesle boğuştuğumuz bir dünyada kulağımız olmasa nasıl hayatta kalırdık? Hatta bazen “Kulağın özelliği nedir?” diye sorarken, aslında kulağımıza niye böyle minnettar olmadığımızı düşünüyorum. Sesler, melodiler, sinyaller… Bize gelen her türlü bilgi. Kulağımız adeta hayatın sesli versiyonunun en önemli oyuncusu. Ama, hani şöyle bir durum var: Kulağımızı ne kadar sevsek de, bazen ne kadar “sağlam” olduğunu unutuyoruz. Kulağımızı Anlamak İçin Günlük Hayattan Birkaç Sahne Geçen hafta bir arkadaşım, Kaan, bana şöyle bir soru sormuştu:…
8 YorumCan Nerenin İsmi? Geleceğe Dair Bir Sorgulama Ankara’da yaşıyorum, 28 yaşındayım ve teknolojiye meraklı biriyim. Geleceği düşünmek, içinde bulunduğumuz çağda çoğu zaman kaçınılmaz oluyor. Bir yandan her şey hızla değişiyor; hayatımıza dijitalleşme, yenilikler, yapay zekâ gibi kavramlar hızla giriyor. Diğer yandan, köklerimizi, geleneklerimizi ve kimliğimizi de sorgulamak istiyorum. “Can nerenin ismi?” sorusu da tam burada devreye giriyor. Bu basit ama derin soru, gelecekte kimliklerimizin nasıl şekilleneceğini, toplumumuzun nasıl evrileceğini, kim olduğumuzu ve nereye gittiğimizi sorgulatan bir soru. 5-10 yıl sonra, bu soru toplumsal hayatı ve bireysel kimlikleri nasıl etkileyebilir? Can ismi gibi, kültürel ve toplumsal anlam taşıyan kavramlar, bu hızla…
6 YorumDeğmeyin Keyfime Ne Demek? – Antropolojik Bir Bakış Açısı Kültürlerin Zenginliği ve Anlamın Derinlikleri Kültürlerin çeşitliliğini merak eden bir antropolog olarak, dilin ve ifadelerin insanların düşünce biçimlerini, topluluk yapılarını ve kimliklerini nasıl şekillendirdiği üzerinde sıklıkla dururum. Her kültür, kendine özgü ritüeller, semboller ve ifadelerle, dünyayı algılayışını ve bu algıyı topluma nasıl aktardığını ortaya koyar. Bugün ise Türkçe’de sıkça kullanılan bir deyimi ele alacağız: “Değmeyin keyfime”. Peki, bu ifade ne anlama geliyor? Antropolojik açıdan baktığımızda, “değmeyin keyfime” bir bireyin ruh halini, kimliğini, toplumsal normlarla ilişkisini ve daha fazlasını yansıtan bir sembol olabilir. Bu yazı, bu deyimi çeşitli kültürel ve toplumsal bağlamlarda…
12 YorumBiyokimyada Hangi Değerlere Bakılır? Gerçekten Ne Kadar Anlamlı? Biyokimya denince insanın aklına genellikle bir dizi karmaşık değer ve test sonucu gelir. Kan tahlilleri, idrar analizleri, genetik testler… Bütün bu ölçümler bize vücudun ne durumda olduğunu göstermeye çalışıyor. Ancak, soruyu sormak gerek: Bu değerler gerçekten bizim sağlığımızı ne kadar doğru bir şekilde yansıtıyor? Biyokimyada hangi değerlere bakılır, gerçekten anlamlı mı? Gerçekten hayatımızı değiştirecek bir şey öğreniyor muyuz, yoksa bu değerler sadece birer rakamdan mı ibaret? Bunu biraz sorgulamamız gerek. Biyokimyada Hangi Değerlere Bakılır? Sevdiklerim ve Sevmediklerim Biyokimyada bakılan değerlere bakmadan önce, bu testlerin ne kadar önemli olduğuna kafa yormak gerek. Her…
10 YorumNadasa Bırakmak İyi Bir Şey mi? Tarihin Toprakla Fısıldaştığı Bir Hikâye Geçmişi anlamaya ve bugünün karmaşasını çözümlemeye çalışan bir tarihçi olarak, toprakla insan arasındaki uzun soluklu ilişki hep ilgimi çekmiştir. Nadas denilen o sessiz dönem, aslında tarihin en kadim sabır derslerinden biridir. Toprağı dinlendirmek, yalnızca bir tarım tekniği değil, medeniyetlerin nasıl düşündüğünü, nasıl yaşadığını ve nasıl ayakta kaldığını gösteren bir tarihsel pratiktir. Ama gerçekten, nadasa bırakmak iyi bir şey mi? Bu sorunun yanıtı, hem tarihsel hem de toplumsal derinlikte saklıdır. Toprağın Dinlenmesi: Eski Uygarlıklarda Nadas Geleneği Tarih boyunca pek çok uygarlık, toprağın dinlenmeye ihtiyacı olduğunu fark etti. Mezopotamya’da, Sümerler bile…
8 YorumKarakulak Soyu Tükendi mi? Sessizliğin Ardındaki Hikâye Bir Hikâyeyle Başlayalım… Kış güneşi dağların ardına çekilirken, küçük bir Anadolu köyünde sobanın başında toplanmış üç dost vardı. Elif, gözlerinde merhamet parlayan genç bir biyologdu. İnsanlarla olduğu kadar hayvanlarla da güçlü bağlar kurardı. Yanında oturan Mert ise planlı, analitik düşünen bir çevre mühendisi… Olaylara duygularla değil, çözüm yollarıyla yaklaşırdı. Ve üçüncüleri, yılların bilgeliğini taşıyan köyün yaşlısı İhsan dede, doğanın tanığı gibiydi. “Elif,” dedi Mert, haritaya bakarak, “Verilere göre bu bölgede son karakulak izi 2018’de görülmüş. Şu an popülasyon hakkında net bir bilgi yok.” Elif gözlerini uzak dağlara çevirdi, yüzünde hüzünlü bir ifade belirdi.…
10 Yorumİmam Hatip Karma Eğitim mi? Bir Sınıfın İçinden Doğan Hikâye Bazı sorular vardır, yanıtı yalnızca “evet” ya da “hayır” değildir; arkasında onlarca hayat, yüzlerce hikâye, binlerce duygu vardır. “İmam Hatip karma eğitim mi?” sorusu da tam olarak böyle bir sorudur. Cevabı sadece bir yönetmelikte değil, aynı sırayı paylaşan öğrencilerin kalplerinde, aynı hayali kuran gençlerin hikâyelerinde saklıdır. Bugün sizi, bu sorunun yanıtını bir ders kitabından değil, gerçek bir hikâyeden dinlemeye davet ediyorum. İki Farklı Yol, Tek Sıra: Mehmet ve Elif İmam Hatip lisesinin küçük ama sıcak dünyasında iki öğrenci vardı: Mehmet ve Elif. Mehmet, stratejik zekâsıyla her zaman çözüm odaklı düşünen,…
6 YorumYiğitbaşı Ne İş Yapar? Tarihî Bir Kavramı Toplumsal Cinsiyet ve Adalet Merceğinden Yeniden Düşünmek Bazı tarihî kavramlar vardır ki, sadece geçmişi anlatmakla kalmaz; bugünün toplumsal yapısına da ışık tutar. “Yiğitbaşı” da bunlardan biri. Osmanlı esnaf örgütlenmesinin önemli bir figürü olan bu unvan, bugün hâlâ liderlik, temsil ve adalet tartışmalarında yankı buluyor. Peki ya biz bu kavramı sadece tarih kitaplarının sayfalarına mı hapsetmeliyiz, yoksa onu günümüz değerleriyle yeniden mi okumalıyız? İşte bu yazı, tam da bu sorularla düşünmeye davet ediyor. Yiğitbaşı Kimdir? Tarihî Rolün Kısa Özeti Osmanlı İmparatorluğu’nda esnaf ve zanaatkârların örgütlü yapısı olan lonca sistemi, toplumun ekonomik, sosyal ve ahlaki…
2 YorumHazeran Örgü: Felsefi Bir Dokunuş Gerçeklik nedir? İnsan elinin dokunuşuyla şekillenen, her biri farklı anlamlar taşıyan objeler, fikirler ve imgelerle çevrili bir dünya mı? Felsefe, her şeyin daha derinini sorgulayan bir düşünce biçimidir. Her şeyin yüzeyinde bir anlam ararız, fakat gerçekte, varlıkları ve objeleri yalnızca dışsal görünüşleriyle değerlendirmek, onları tam anlamıyla keşfetmekten alıkoyar. Hazeran örgü tam da bu noktada devreye girer. Yalnızca bir teknik ya da estetik kaygıdan ibaret olmayan bu geleneksel el işçiliği, derin bir felsefi anlam taşır. Bu yazıda, Hazeran örgü üzerinde filozof bakış açısıyla duracak ve onun etik, epistemolojik ve ontolojik boyutlarını tartışacağız. Hazeran Örgü ve Etik:…
2 Yorum