Güz Ne Ekilir? Mevsimsel Döngüler Üzerinden İnsan Psikolojisine Bir Yolculuk Bir psikolog olarak, doğanın döngülerine baktığımda her zaman insan zihninin yansımalarını görürüm. Güz mevsimi geldiğinde, toprağın dinginliği, havadaki serinlik ve sararan yapraklar bana yalnızca bir iklim değişimini değil; insan ruhunun içsel dönüşümünü de hatırlatır. Bu yüzden bugün kendime şu soruyu sordum: “Güz ne ekilir?” Yalnızca tarlalara mı tohum düşer, yoksa kalbimize de mi bir şeyler ekilir bu mevsimde? Bu yazıda, bu soruyu bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji perspektiflerinden ele alarak, güz mevsiminin hem doğada hem de insanın iç dünyasında nasıl bir “ekim zamanı” olduğunu inceleyeceğiz. Bilişsel Psikoloji Perspektifi: Düşüncenin Yeniden…
6 YorumEtiket: bir
Güvenilirlik Nedir KPSS? Tarihten Günümüze Bilginin Tutarlılığına Dair Bir Yolculuk Bir Tarihçinin Gözünden: Güvenin Peşinde Bir Uygarlık Tarihçi gözüyle dünyaya baktığınızda, insanlığın bütün ilerleyişinin aslında bir kelimeye dayandığını fark edersiniz: Güven. Tarih boyunca insanlar kimi zaman yıldızlara, kimi zaman krallara, kimi zamansa sayılara güvendi. Bu güvenin yitimi de, yeniden inşası da her dönemin en büyük kırılma noktalarından biriydi. Bugün biz bu kavramı KPSS gibi ölçme ve değerlendirme sistemleriyle ilişkilendiriyoruz. Fakat bir tarihçi olarak biliyorum ki, güvenilirlik meselesi sadece bir sınavın teknik terimi değil, insanlık tarihinin süreklilik arayışının bir parçasıdır. Tarihsel Süreçte Güvenilirliğin Kökleri 17. yüzyılın Avrupa’sında ölçüm ve hesaplama kavramları…
12 YorumMDF’nin Ham Maddesi Nedir? Ahşabın Kahramanı ve Marangozların Sessiz Aşkı “Evde yeni dolap yaptıracağız” cümlesi, bir erkeğin beyninde stratejik planlama sinyallerini tetiklerken bir kadının zihninde dekorasyon fikirleri festivaline dönüşür. O sırada ikisi de “MDF mi olsun, suntalam mı?” tartışmasına girer ama kimse şunu sormaz: Yahu bu MDF dediğimiz şeyin ham maddesi ne? İşte bugün, bu sorunun cevabını bulmak için biraz güleceğiz, biraz şaşıracağız, belki de mobilya alışverişine bakış açımızı değiştireceğiz. MDF: Modern Dünyanın “Mobilya Dostu Formülü” Önce işin teknik kısmını eğlenceli şekilde açıklayalım. MDF, yani Medium Density Fiberboard (Orta Yoğunluklu Lif Levha), adından da anlaşılacağı üzere ahşap liflerinin sıkıştırılıp yapıştırılmasıyla…
10 YorumGardaş mı Kardeş mi? Dilin, Kimliğin ve Varlığın Felsefi Yansımaları Bir filozofun bakışıyla dilin sınırlarına eğildiğimizde, kelimelerin sadece seslerden ibaret olmadığını fark ederiz. Her kelime, bir varlık biçimidir; her ses, kültürel bir yankıdır. “Gardaş mı kardeş mi?” sorusu ilk bakışta basit bir dilbilgisi meselesi gibi görünür. Ancak bu sorunun ardında yatan şey, insanın kendini, kökenini ve ötekini nasıl tanımladığına dair derin bir felsefi çatışmadır. Çünkü dil, yalnızca iletişim değil, aynı zamanda varoluşun aynasıdır. Etik Perspektiften: Dilde Sadakat ve Kimliğe Saygı Etik, insanın hem kendisine hem de başkalarına karşı sorumluluğunun temelidir. Bu bağlamda, “Gardaş” ile “Kardeş” arasındaki fark sadece bir telaffuz…
10 YorumYidiş Hangi Dil? Kültürel Sermaye, Ekonomik Seçimler ve Kimliğin Piyasası Üzerine Bir Analiz Bir ekonomist olarak kaynakların sınırlılığına her baktığımda, yalnızca para ya da üretim araçları değil, dil gibi soyut kaynakların da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini düşünürüm. Çünkü her dil, bir toplumun entelektüel sermayesini, iletişim ağını ve tarihsel yatırımını temsil eder. Bu açıdan “Yidiş hangi dil?” sorusu, sadece bir dilbilim tartışması değil; kültürel ekonominin nasıl işlediğini anlamak için eşsiz bir fırsattır. Yidiş’in Kökeni: Tarihsel Sermayenin Birikimi Yidiş dili, 10. yüzyıldan itibaren Orta Avrupa’da yaşayan Aşkenaz Yahudiler arasında şekillenen bir iletişim aracıydı. Almanca temelli bir yapı üzerine İbranice, Aramice ve Slav…
8 YorumYaşlı Kadınlara İlgi Duyan Erkekler Ne Denir? Öğrenme, Cinsellik ve Toplumsal Algı Üzerine Pedagojik Bir İnceleme Bir eğitimci olarak her zaman şuna inanırım: öğrenme yalnızca bilgi edinmek değil, aynı zamanda dünyayı anlamlandırma biçimimizi dönüştürmektir. Bu yüzden, cinsellik ve duygusal yönelimler gibi konular da öğrenmenin derin alanlarından biridir. İnsan, yalnızca okulda değil; toplumda, ilişkilerde ve kendi duygularında da öğrenir. Peki, “yaşlı kadınlara ilgi duyan erkekler ne denir?” sorusu bize sadece psikolojik değil, aynı zamanda pedagojik olarak ne anlatır? Bu soru, toplumun ilişkilere ve yaş farkına bakışını, öğrenilmiş normların bireysel tercihler üzerindeki etkisini anlamak açısından son derece öğreticidir. Terimsel Karşılık: Gerontofili Nedir?…
10 YorumKamçılı Ne Demek? Duyguların Derinliğinde Bir Yolculuk Bazen bir kelimeye rastlarsınız; kulağınıza tanıdık gelir ama içinde ne çok anlam gizlidir, bilmezsiniz. “Kamçılı” da işte öyle bir kelime… Ben bugün size sadece kelimenin anlamını değil, onun bir hikâyeye nasıl dönüştüğünü, bir kalpte nasıl yankı bulduğunu anlatmak istiyorum. Bir Hikâyenin Başlangıcı Bir sonbahar sabahıydı. Güneş utangaç bir çocuk gibi bulutların arasından sızıyor, şehrin gri sokaklarını altın rengine boyuyordu. Elif, kahvesinden bir yudum aldı, pencereden dışarıya baktı. İçinde kıpır kıpır bir şey vardı. Bir kararın eşiğindeydi ama ne yapacağını bilemiyordu. O an telefonuna gelen bir mesajla kalbi biraz daha sıkıştı. “Unutma Elif, bazen…
8 YorumKampanya Neden Yapılır? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış Bir sabah kahvemi içerken sosyal medyada yeni bir kampanya gördüm. Kadınların sesini duyurmak, erkeklerin destek vermek için organize olduğu bir dayanışma hareketiydi. Düşündüm: Kampanya yapmak sadece bir şeyleri değiştirme çabası mı, yoksa hep birlikte “artık yeter” deme biçimimiz mi? Aslında kampanyalar, toplumsal farkındalığı artırmanın, empatiyi güçlendirmenin ve farklı sesleri ortak bir amaçta buluşturmanın en samimi yollarından biri. Kampanyalar: Değişimin Kolektif Gücü Kampanyalar bir ürün satmaktan ya da bir fikri yaymaktan çok daha fazlasıdır. Toplumsal bağlamda düşünüldüğünde, kampanyalar adalet arayışının, eşitlik talebinin ve çeşitliliğe saygının sesidir. Kadınların, LGBTQ+ bireylerin,…
10 YorumKarın Gurultusu Sesi Duyulur mu? Siyasetin Sessiz Çığlıkları Üzerine Bir Analiz Giriş: Sessizliğin Gücü, Gürültünün Politikası Bir siyaset bilimci için toplumun en ilginç yönlerinden biri, sessizliğin kendisidir. Çünkü siyaset yalnızca gür seslerin, kürsülerin ve kalabalık meydanların alanı değildir; aynı zamanda fısıltıların, karın gurultularının, görünmez tepkilerin sahnesidir. “Karın gurultusu sesi duyulur mu?” sorusu bu nedenle yalnızca biyolojik bir merak değil, aynı zamanda derin bir siyasal sorgulamadır. Açlık, yoksunluk ve sessizlik… Bunlar toplumun en temel politik göstergeleri olabilir mi? İktidarın Duyma Eşiği İktidar, çoğu zaman gürültüyü sever; çünkü gürültü, kontrol edilebilir bir kaostur. Ancak karın gurultusu sessizdir — bastırılmış bir taleptir, görünmez…
8 YorumEkonomik Bir Bakışla Görmenin Bedeli: Gözün Zarar Gördüğünü Nasıl Anlarız? Bir ekonomistin dünyasında her şey bir denge arayışıdır: sınırlı kaynaklar, sonsuz ihtiyaçlar ve kaçınılmaz tercihler. Görmek de bu dengenin bir parçasıdır; çünkü görmek yalnızca biyolojik bir eylem değil, aynı zamanda ekonomik bir süreçtir. Göz, bilgiyi toplar, değerlendirir ve kararların temelini oluşturur. Ama tıpkı ekonomik sistemlerde olduğu gibi, bu kaynak da yanlış yönetildiğinde yıpranır. Gözün zarar gördüğünü anlamak, aslında bir ekonomide bozulmakta olan dengeleri fark etmeye benzer. Kaynakların Sınırlılığı ve Görme Ekonomisi Göz, tıpkı bir ülkenin bütçesi gibi sınırlı bir kaynağa sahiptir: enerji, dikkat ve süreklilik. Her görüntü, bir maliyet yaratır.…
12 Yorum