Sözleşmeli Memur 1 Gün İşe Gelmezse Ne Olur?
Hayal Kırıklığının Ardında Bir Günün Hikayesi
Kayseri’nin o soğuk sabahında, güne başlamak için yavaşça uyanıyorum. Dışarıda karlı bir manzara var, her şey beyaza bürünmüş. Düşüncelerim biraz karışık, biraz da huzursuz. O sabah, diğerlerinden farklı bir sabah. Çünkü sözleşmeli memur olarak çalıştığım işyerinde, bir gün işe gelmemenin neler yaratabileceğini bizzat yaşadım.
İşe Gitmeye Hazırlık
Günlerden pazartesi. Saat altıyı geçmiş, alarmın sesine gözlerimi açıyorum. Yavaşça uyanıyorum ama içimde bir gariplik var. Sanki bir şey eksik. Gerçekten gitmek istiyor muyum? Sözleşmeli memurluk o kadar kolay bir iş değil. İstediğin gibi tatil yapamazsın, izinler bile zor alınır. Çalıştığın kurumda herkesin gözü üzerindedir; her hareketin, her adımın kaydedilir. Gerçekten, bir gün işe gelmemek ne olur?
Bir Günlük Hiçlik
Evet, ben de bir gün işe gitmiyorum. Başka bir şey yapmak istiyorum. Bir gün bile olsa, sadece kendime ayırmak istiyorum. Belki bir hafta sonu tatili gibi, ama bu sabah başka türlü bir huzursuzluk var içimde. Geçen gün iş yerindeki sıkıntılarım aklımdan geçiyor: sürekli yüksek sesle konuşmalar, bitmeyen raporlar, müdürün bana bağırması. Bugün, sadece bugün, bir şeyler değişsin istiyorum. Günü kendime ayırmak… Ama içimde bir sızı var; bir yanım hala o dosyaları düşünüyor.
Bir Günün Ardındaki Kaygı
Saat on oldu, hala yatağımdayım. Belki çok geç kalmışım ama içimde bir şey var; kaygı. O kaygı ki, her an bana “İş yerindeki herkes seni unutacak mı?” diye fısıldıyor. Bir gün işe gelmemenin yaratacağı belirsizlik korkusu, bütün sabahımı sarmalıyor. Şefim, müdürüm, arkadaşlarım… Hepsi unutacak mı? Beni eksik mi hissedecekler? Sözleşmeli memur olarak bir gün gelmemek, “bir gün”ün ötesine geçebilir mi?
Saat akşamı buldu. O kaygıyı hissetmedim, çünkü o gün başka bir şeyin parçası oldum: Kendimi bulmak. Ama hala iş yerindeki boşluğun yavaşça büyüdüğünü hissediyorum.
Kayıp Bir Günün Ardındaki Umut
O günü geçirdiğimde, içimde garip bir rahatlama vardı. Sonunda bir şey yaptım. Ama bu rahatlık, aynı zamanda umut da taşıyordu. Her şeyin bir anlamı olmalı, değil mi? Sözleşmeli memur olarak işe gitmemek, sistemin acımasızlığıyla yüzleşmek demekti. Ama belki de bir şeyler değişir. Belki de bir gün bir daha bu soruyu kendime sormam gerekmeyecek.
Kayseri’nin karlı sabahı, bu defa farklı. Günün başlangıcı değil, bir son. Bir günü geride bırakmanın gücüyle. O gün işe gitmemenin bana kattığı hissi kaybetmek istemiyorum.
Sonuç: Bir Günün Bıraktığı Etki
Sözleşmeli memur olarak bir gün işe gitmemek, birkaç belirsizliğe ve kaygıya yol açtı. Ama ne oldu biliyor musunuz? O gün sonunda, kaygılarım ve korkularım yerini başka bir şeye bıraktı: Umuda. Evet, o gün işe gitmemek, bir adım geriye atmak gibiydi. Ama bir günlüğüne bile olsa, kendime dönmemi sağladı.
Hayal kırıklığı vardı, ama aynı zamanda bir tür rahatlama da. Bazen, bir gün bile olsa, “ben” olabilmek gerekiyor. O gün işe gitmemek, belki de bir sabah daha uyanmaya cesaret bulmamı sağladı. Bir gün bile olsa, özgürlüğün ne demek olduğunu hatırlattı.
Kayseri’den Bir Günün Hikayesi
Kayseri’nin karla kaplı sokaklarında yürürken, içimde hala o kaygı var mı diye soruyorum. Ama bitti. Her şey bitti. O gün işe gitmemek, benden bir şey almadı, aksine bana bir şeyler kazandırdı: Özgürlük.